Dijital çağda yalnızlık derinleşiyor!

03.02.2026 - Salı 11:53

Dijital iletişim araçlarının hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, yalnızlık bireysel bir duygu olmanın ötesine geçerek küresel bir toplumsal soruna dönüşüyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Medya ve İletişim Doktora Programı kapsamında yürütülen bir doktora çalışması, dijital çağda yalnızlığın kuşaklar arası farklılıklar gösteren çok katmanlı bir olgu haline geldiğini ortaya koydu.

Dr. Yağmur Tanrıverdi tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay’ın yürüttüğü doktora tezinde, sosyal medya kullanımının insan ilişkilerinin niteliğini dönüştürdüğü ve bu dönüşümün giderek daha yalnız bireylerden oluşan bir toplumsal yapıyı beslediği belirlendi.

Araştırma, nitel yöntemle yürütüldü; X, Y ve Z kuşaklarından aktif sosyal medya kullanıcılarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler üzerinden dijital çağda sosyal ilişkilerin dönüşümü ve yalnızlık deneyimi incelendi. Görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA programı kullanılarak tematik analizle değerlendirildi; kuşaklar arası duygusal ifade farklılıklarını karşılaştırmak amacıyla LIWC-22 yazılımından yararlanıldı.

Nitelikli ilişkilerin yerini yüzeysel bağlar aldı

Araştırma bulguları, sosyal medya platformlarının iletişimi hızlandırmasına rağmen ilişkilerin derinliğini zayıflattığını gösteriyor. Özellikle X kuşağı katılımcılar, geçmişte emek ve süreklilik gerektiren “nitelikli ilişkilerin” yerini yüzeysel ve geçici bağların aldığını vurguluyor. Katılımcılar, sosyal medyadaki kalabalık arkadaş listelerinin gerçek hayattaki duygusal yakınlığı karşılamadığını ve bunun dijital yalnızlığı derinleştirdiğini ifade ediyor.

Sosyal medyada “görmek”, gerçekten görüşmek mi?

Çalışma, sanal ortamda sürekli haberdar olma halinin yüz yüze görüşme ihtiyacını azalttığını ortaya koyuyor. X ve Y kuşaklarına göre sosyal medya, insan ilişkilerini canlı tutan “merak duygusunu” zayıflatarak fiziksel buluşmaları erteliyor. Katılımcılar, birbirlerinin hayatlarını sosyal medya üzerinden takip etmenin “zaten görüşülüyormuş” hissi yarattığını, bunun da güçlü bir yalnızlık duygusuna yol açtığını belirtiyor. Bu durum, dijital çağın “birlikte yalnızlık” olgusunu güçlendiriyor.

Kıyas kültürü yalnızlığı derinleştiriyor

Araştırmada öne çıkan bir diğer bulgu ise sosyal medyada yaygın olan kıyas kültürü. Özellikle Y ve Z kuşakları, başkalarının “en mutlu ve mükemmel” anlarının paylaşıldığı içeriklerden olumsuz etkileniyor. Katılımcılar, bu paylaşımların kendilerinde yetersizlik, mutsuzluk ve yalnızlık hislerini artırdığını ifade ediyor. “Herkes birlikte, ben neden yalnızım?” sorusu, bireylerin toplumdan uzaklaşmasına ve fiziksel izolasyona sürüklenmesine neden olabiliyor.

Dijital etkileşimler değersizlik hissi yaratabiliyor

Sosyal medya etkileşimlerinin günlük hayatın önemli bir parçası haline geldiği özellikle Z kuşağı katılımcılar, mesajlara geç yanıt verilmesi ya da hiç yanıt alınamaması durumunda kendilerini değersiz ve yalnız hissettiklerini dile getiriyor. Jest ve mimiklerden yoksun dijital iletişim ortamlarının yanlış anlaşılmalara açık olması, duygusal kırılganlığı daha da artırıyor.

Kuşaklar arasında yalnızlığa bakış farklılaşıyor

Araştırma sonuçları, yalnızlığın kuşaklar arasında farklı anlamlar taşıdığını gösteriyor. X ve Y kuşakları yalnızlığı üzüntü, dışlanma ve anlaşılmama duygularıyla ilişkilendirirken; Z kuşağı yalnızlığı kişisel gelişim için bir fırsat olarak değerlendirebiliyor. Ancak Z kuşağı da sosyal medyada beklediği ilgiyi göremediğinde yalnızlık hissinden olumsuz etkileniyor.

Yalnızlık bireysel değil, yapısal bir sorun

Çalışma, dijital çağda yalnızlığın yalnızca bireysel bir sorun değil, iletişim biçimlerinin ve platform kültürünün şekillendirdiği yapısal bir toplumsal mesele olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgular, dijital iletişimin insan ilişkilerinde nicelik değil nitelik üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YORUM YAZ

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.