İnsan 7’sinde Ne İse 70’inde O Değil!

İnsan 7’sinde Ne İse 70’inde O Değil!
Yazı Özetini Göster

“İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur” ya da “Bu yaştan sonra ben değişmem” düşüncesi, nörobilimin son yıllardaki keşifleriyle birlikte tamamen geçerliliğini yitirdi. İnsan beyninin yeni deneyimler, düşünceler ve hatta günlük alışkanlıklar aracılığıyla kendi sinirsel bağlarını sıfırdan yapılandırabildiğini gösteren “nöroplastisite” yeteneği, biyolojik olarak her an yeniden başlayabileceğimizi kanıtlıyor. Psikoterapide şahit olunan zihinsel dönüşümlerin aslında beyindeki somut, fiziksel değişimlerin birer yansıması olduğunu vurgulayan Acıbadem Life, Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, “Zihnimiz, ona gün içinde nasıl davrandığımıza, neyi dert edindiğimize veya nasıl nefes aldığımıza göre şekillenir. Değişmek sadece psikolojik bir karar değil, biyolojik bir süreçtir ve bunun için büyük travmalar beklemeye gerek yoktur; bugün atacağınız küçük bir adım, beyninizde yeni bir patika açabilir” diyor.

“Plastik Beyin” Ne Demek? 

Nöroplastisite kavramının, beynin deneyimler, düşünceler ve davranışlar aracılığıyla sinirsel bağlantılarını (nöral ağlarını) sıfırdan yapılandırabilme kapasitesini ifade ettiğini belirten Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, “Beyindeki bu değişim süreci, tıpkı ormanda yeni kullanılmaya başlanan bir patikayı andırır. Aynı yoldan tekrar tekrar geçtikçe o iz derinleşir, patika genişler ve belirgin bir yol haline gelir. Buna karşılık, kullanılmayan eski bağlantılar ise zamanla zayıflar ve yerlerini yeni nöral yollara bırakır. Yani beynimiz, statik bir yapı değil; sürekli işlenen, canlı bir haritadır” benzetmesini kullanıyor.

Bu yeniden yapılanma ve dönüşüm sürecinin gerçekleşmesi için hayatımızda çok büyük travmaların ya da çok yoğun akademik öğrenme süreçlerinin yaşanmasının şart olmadığını vurgulayan Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, sürecin gizli gücünün günlük detaylarda saklı olduğunu ifade ederek “Beyindeki nöral esneklik, aslında biz farkında olmasak da gündelik yaşamda sessiz sedasız sürer. Gün içinde dikkatimizi nereye verdiğimiz, hangi düşünce kalıplarını alışkanlık haline getirdiğimiz, hatta nasıl nefes aldığımız bile bu biyolojik süreci doğrudan etkiler ve beynimizi şekillendirir” diyor.

“Psikolojik Değişim Aslında Fiziksel Bir Beyin Değişimidir”

Psikolojik gelişimin biyolojik karşılığını terapi odaklarından verdiği örnekle açıklayan Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, “Terapi odalarında danışanların bakış açılarının genişlemesi, eski alışkanlıklarını bırakıp yeni davranış kalıpları geliştirmesi ya da geçmiş travmatik anılarla kurdukları ilişkilerin değişmesi, yalnızca soyut birer düşünce dönüşümü değildir. Bu süreçlerin tamamı, beyin düzeyinde gerçekleşen somut, fiziksel değişimlerin ve yeni nöral yolların inşa edilmesinin birer yansımasıdır. Kısacası, kalıcı her psikolojik değişim, aslında beynin fiziksel olarak yeniden şekillenmesi anlamına gelir” ifadelerini kullanıyor.

Beynin 3 Dostu

Nöroplastisite kapasitesini en üst düzeye çıkarmak ve zihinsel esnekliği desteklemek için hayatımıza dahil edebileceğimiz unsurları sıralayan Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, beynin bu süreçteki en büyük 3 destekçisini açıklıyor;

  • Düzenli Fiziksel Egzersiz: Egzersiz yapmak, beyinde yeni sinir hücrelerinin oluşumunu (nörojenez) ve hücreler arası iletişimi sağlayan proteinlerin (BDNF) salgılanmasını doğrudan tetikler.
  • Kaliteli Uyku Düzeni: Gün içinde öğrenilen bilgilerin kalıcı hafızaya aktarılması, sinirsel bağlantıların güçlenmesi ve beynin ertesi güne sağlıklı bir şekilde hazırlanması ancak kaliteli bir uyku süreciyle mümkündür.
  • Yeni Deneyimler ve Öğrenme: Rutinlerin dışına çıkmak; yeni bir dil öğrenmek, bir enstrüman çalmayı denemek ya da farklı hobiler edinmek beyinde hiç kullanılmamış yeni patikaların açılmasını sağlar.

Acıbadem Life, Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, bu üç temel faktörün yanı sıra sağlıklı beslenme alışkanlıklarının ve stres yönetiminin de nöroplastisite sürecini doğrudan besleyen yapı taşları olduğunu vurguluyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Benzer Yazılar