Ana Sayfa Yaşam 4 Şubat 2021 96 Görüntüleme

Kemal Okuyan: "Toplumdaki öfke birikimi açığa çıkacak kanallar arıyor"

soL TV’de çarşamba akşamları yayınlanan Kemal Okuyan’la Gündem programında TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a bu hafta sorularını gazeteci Ceyda Karan yöneltti. Program Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananların değerlendirilmesiyle başladı.
Okuyan, kayyum rektör atamasının beklenmedik bir durum olmadığına vurgu yaparak, AKP Türkiyesi’nin her gün toplumun farklı kesimlerine uyguladığı şiddetin bir parçası olduğunu belirtti. İktidarın bu adımları atarken toplumun tepkisiz kalacağını varsayarak hareket ettiğini söyleyen Okuyan, bu tepkisizliğin sürekliliğinin olamayacağının altını çizdi. Okuyan, Boğaziçi’nin Türkiye’nin önemli kurumlarından biri olduğunu ve burada ortaya çıkan tepkinin önemsendiğini söyledi ve bununla birlikte AKP’nin rektör ataması yaparken uydurduğu kılıfın meşruiyetinin olmadığını sözlerine ekledi. AKP’nin ülkenin kanunlarıyla istediği gibi oynamasının, davranışlarını meşru kılmadığını söyleyen Okuyan, karşılığında tepki verenlerin terörist olarak yaftalanmasının alışkın olduğumuz bir manipülasyon yöntemi olduğunu ifade etti.

İktidar Gezi korkusu nedeniyle toplumu sürekli ölçüyor

Okuyan buna karşılık muhalefetten gelen “iktidarın ekmeğine yağ sürmeyin” çıkışının da akıl dışı olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:
“Polis otosu tekmelendi deniyor, halbuki gencecik öğrenciler tekmeleniyor. İktidarın aklı Gezi’de kaldığı için sürekli olarak toplum üzerinde ne kadar baskı uygulayabileceğini ölçme ihtiyacı hissediyor, çünkü kendisine güvenmiyor. Sürekli olarak nabız yokluyorlar. Şiddeti çok sevdiler ama bu oyun tarih boyunca tutmadı, tutmaz.”
Okuyan Boğaziçi Üniversitesi meselesinin toplumda farklı bir tepkiye yol açmasının nedenini de şöyle açıkladı:
“Boğaziçi neden önemli hale geldi? Toplumda büyük bir öfke birikimi var ve bu öfke açığa çıkacak yollar arıyor. Bu ortaya çıktığında, toplumda bir sempati gelişiyor ve insanlarda katılım isteği doğuyor. İktidar eylemlere katılanların öğrenci olmadığını söylüyor. Onlara ne? İsteyen katılır. Bugün bir kadın cinayeti olduğunda kim akrabası diye mi bakacağız? Üstelik üniversitenin öğrencileri ve hocaları da eylem yapıyor, o tepkiyi de boğmaya çalışıyorlar.”

Üniversiteler sermayenin kâr arayışına malzeme edilemez

Okuyan sergi tartışmalarında, iktidarın sıkıştığında kullandığı din ve milliyetçilik kartlarından birini oynadığını söyledi ve düzen muhalefetini bu adımla tamamen etkisizleştirmeyi başarabildiklerini ekledi. Okuyan, “O kadar da ileri gitmemek gerek”, “Provokasyona gelmeyin” gibi şeyler söyleyen bir muhalefetle karşı karşıya olduğumuza vurgu yaptı. Sergi için izin alınması gerektiğini söyleyen bir rektörün üniversiteyi zaten terk etmesi gerektiğini söyleyen Okuyan, Melih Bulu’nun kariyerinin URAK denilen kuruluşta Koç grubuyla üniversiteleri sermayeye bağlama çalışmalarına çaba sarfetmekle geçmiş olduğunu belirtti. Okuyan sözlerine şöyle devam etti:
“Erdoğan ve AKP cephesi, “daha ne istiyorlar, Boğaziçi’ne uygun birini atadık” diye düşünüyor olabilirler. Bugün TÜSİAD açıklama yaptı, TÜSİAD Koç grubunun ağırlığını simgeleyen sermaye kuruluşu. Kayyum rektör, Ali Koç’un kurduğu bir kuruluşun koordinatörü, belli ki Ali Koç’la derin ilişkileri var. Türkiye’de belli başlı üniversitelerin sermaye sınıfıyla beraber hareket etmesi, sermayenin kâr arayışına ortak olması, araştırma geliştirme fonksiyonlarının büyük tekellere hizmet etmesi için oluşturulmuş mekanizmalarda görev yapıyor bu rektör. AKP bu yüzden alın size liberal sermaye yanlısı biri diye düşünmüş ve bu tepkiye şaşırmış olabilir.”
Gazeteci Ceyda Karan, Boğaziçi Üniversitesi gündeminin ardından Okuyan’a yaşanan ekonomik kriz, ardından gelen seçim tartışmaları, ittifaklar ve anayasa değişikliği tartışmalarıyla ilgili sorular yöneltti.

Muhalefet bloğundaki sağ ağırlık bloğu sağa çekiyor

Okuyan, Erdoğan’ın yaşadığı sıkışmaya rağmen, karşısındaki muhalefetin de aynı durumda olduğunu ve Erdoğan’ın bu avantajı değerlendirdiğini söyledi.
Muhalefet bloğundaki sağ ağırlığına dikkat çeken Okuyan, buraya CHP’nin de eklendiğini belirtti. CHP’nin “saray rejimini yıkacağız” söylemiyle bütün ilkelerini geri plana attığını ve geri kalan her şeyi mübah kabul ettiğini ifade eden Okuyan, laiklikle ilgili duyarlılığının ortadan kalkmasının sebebini buna bağladı.
Anayasa tartışmasının da yine muhalefete dönük bir hamle olduğuna dikkat çeken Okuyan, “burada hiçbir tartışmaya yer vermeksizin AKP’nin anayasa gündeme getirme ehliyetinin olmamasına dikkat çekmek gerekiyor” dedi.
Programın ilerleyen dakikalarında Türkiye gündeminin ardından ABD’deki gelişmeler ve Biden dönemi değerlendirildi.

BEYAZ HABER AJANSI (BHA)

Tema Tasarım | Osgaka.com